Gilles de la Tourette Sendromu Nedir?

0

Gilles de la Tourette Sendromu (okunuşu Turet) çocukluk çağında başlayan sosyal ve gündelik hayatı son derece zorlaştıran, bedensel ve ses tiklerinin bir arada görüldüğü nöropsikiyatrik bir bozukluktur.

Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından yayınlanan ve zihinsel hastalıklara tanı koyma ölçütlerini belirleyen kitapçık olan DSM-5 te bir kişinin TS tanısı alma ölçütleri şu şekilde sıralanmıştır.

  • Her zaman aynı anda olması gerekmeyen, çok sayıda bedensel tik (omuz silkmek, göz kırpmak) ve sesli tikler (öksürme, boğaz temizleme, istemsiz ses çıkarma)
  • Tiklerin en az bir senedir ve hemen hemen her gün ortaya çıkıyor olması
  • Bu tikler 18 yaşından önce başlaması
  • Bir ilaçla yada başka bir rahatsızlıkla ilgili olmaması (örneğin Huntington hastalığa, kafa travması, enfeksiyon)

TS’li tüm bireylerin tikleri vardır, ancak tiklerin olması mutlaka TS olunduğu anlamına gelmez. Huntington Hastalığı, Lesdh-Neyhan Sendromu ve Serebral Palsi gibi tiklere neden olabilecek başka rahatsızlıklar olduğu gibi kafa travması ve bazı ilaçlar da tiklere neden olabilir. Ayrıca Wilson hastalığı, multiplskleroz, şizofreni gibi bozukluklarda da benzer hareket bozuklukları görülebilir ancak bunlarda ses tikler ve küfürlü sözcükler bulunmaz.

Tourette sendromu genellikle çocukluk yaşlarında başlayan bir tür tik hastalığıdır. Bazı ailelerde daha sık görülmesi nedeniyle genetik yönü olduğu düşünülmekte ancak Tourette Sendromuna neden olan gen ya da genler henüz bilinmemektedir.

Tourette Sendromu hastalarının çoğunda bazı ortak özellikler görülür. Çocukluk çağındaki hiperakitivite ve dikkat eksikliği, dürtü kontrolünde zorluk olması, obsesif kompulsif davranış, korku ve depresyon en belirginleridir. Bu psikopatolojik bozukluklara ek olarak öğrenme güçlüğü (okuma, yazma, hesaplama),konsantrasyon güçlüğü, uyku bozuklukları da yaşayabilirler. Genellikle ailede, Tourette Sendromu ve / veya DEHB ve / veya OKB vardır. Tourette Sendromu erkeklerde kadınlardan 3-4 kat daha çok görülür. Hastalığın gidişi ise kroniktir, yani uzun yıllar artıp azalarak, ama tam geçmeden devam etme eğilimindedir.

Kişide istemsiz bedensel tikler vardır. Tikler, esasen bütün vücutta oluşabilen ve fakat en sık yüz ve baş bölümünde yerleşen irade dışı oluşan hızlı, ani hareketlerdir. Bu tikler göz kırpma, omuz silkme, kafa sallama, zıplama, diğer insanlara veya eşyalara dokunma, koklama ve dönme şeklinde hareketleridir.

TS hastalarında öksürme, boğaz temizleme, homurdanma, , burun çekme ve dil şaklatma, bağırma ve havlama içerebilen irade dışı çıkartılan sesli tikler de vardır.

TS hastalarının bazılarında çok nadir olmakla birlikte çarpma veya kendini ısırma gibi kişinin kendini yaralayabileceği davranışların yanı sıra müstehcen kelimelerin veya sosyal olarak uygunsuz kelimelerin ve ifadelerin istemsiz kullanımı (coprolalia) veya uygunsuz el hareketleri yapma (kopropraksi) başkalarının sözlerini tekrarlama, (Yankı Konuşma veya echolalia), kendi sözlerini tekrarlamak (palilalia)  görülür.

Tourette Sendromuna sahip hastalarda koprolali veya kopropraksi belirtisi varsa ve istem dışı kullanılan uygunsuz kelimeler veya yapılan hareket şahsi bir hakaret veya küfür olarak algılanırsa kişinin hayatı daha da kısıtlanır, bu durum ileri derecede sosyal yalıtıma yol açabilir.

TS’in ana belirtisinin küfür olduğu yaygın bir yanılgıdır. TS’li kişilerin yaklaşık% 10’u bir noktada coprolalia yaşayabilir, Tüm tikler gibi, davranış kasıtlı değildir.  Filmlerde ve TV şovlarında TS temsil edildiğinde, bu aşırı tiki sergileyen TS’li birini görmek yaygındır. Bu, TS’in gerçek yapısının yanlış tanıtılması ve küfür ile eşleştirilmesi sonucunu yaratmıştır.

Tourette Sendromu yaşayan kişiler tiklerini istemli olarak kısa bir süre bastırabilir ancak bu onlar için oldukça yorucu ve rahatsızlık vericidir. Bu bastırmanın ardından ise tikler daha da şiddetli biçimde ortaya çıkar.

Tikler stresle artar ve başlamadan önce hastalarda dikkat ve davranış kusurları gözlenir. Dikkatte azalma, çabuk dağılma görülür. Sabırsız, huysuz olabilirler, bunu bedensel tikler izler.

Günümüzde Tourette Sendromunu kesin olarak gösteren bir laboratuvar testi veya beyin taraması yoktur. Teşhis tıbbi öykü alan, hastayı gözlemleyen ve TS gibi görünebilecek veya tiklere neden olabilecek diğer durumları ayırt etmek için gerekli testleri yapabilecek aile hekimleri, nörologlar, psikiyatristler ve psikologlar dâhil olmak üzere Tourette Sendromunu tanıyan herhangi bir tıbbi uzman tarafından konulabilir.

TS, şu anda tedavisi olmayan kronik, yaşam boyu süren bir hastalıktır. Bununla birlikte, dejeneratif bir durum değildir ve tiklerin şiddeti ve yoğunluğu, birey geç ergenliğe veya 20’li yaşların başlarına geldiğinde genellikle azalır. Tik belirtileri yaşla birlikte azalma eğiliminde olsa da, ilişkili bozukluklar (örneğin DEHB, OKB, nöro-davranış bozuklukları) erişkinlik boyunca devam edebilir

Belirtilerin hafif olduğu durumlarda, TS tedavisi genellikle eğitim ile sınırlıdır. Semptomlar psikolojik strese veya fiziksel acıya neden olduğunda veya sosyal yaşamına, başarısına etki ettiğinde tıbbi tedavi düşünülür. TS için bir tedavi olmamakla birlikte, ilaç tedavisi, sosyal ve eğitimsel müdahaleleri ve psikoterapiyle belirtilerin kontrolüne yardımcı olarak kişinin hayatını etkilemeyecek düzeyde tutulabilir.

TS zekâyı etkilemez TS ve diğer tik rahatsızlıkları olan pek çok insan verimli bir şekilde hayatını sürdürür.  Kişisel ve mesleki yaşamlarında başarının önünde hiçbir engel yoktur. Bütün mesleklerde TS’li kişiler bulunabilir.

Yazar Samuel Johnson’un ve Amerikalı basketbol oyuncusu Mahmoud Abdul-Rauf’un Tourette sıkıntısı yaşadıkları bilinmektedir. Tarihi belgelere dayanarak, Chlaudius, Napolyon, Moliere, Peter der Grosse ve Mozart’ta da Tourette semptomlarının olduğu tartışılmaktadır

 

 

 

 

 

 

.

 

 

 

 

 

.

Bir yorum bırakın