Sınırda (Borderline) Kişilik Bozukluğu

0

Sınırda (borderline) kişilik bozukluğu ilk yıllarda nevroz ve psikozların arasında,  şizofreniye yakın bir ruhsal bozukluk olarak görülürken günümüzde ayrıca bir patoloji olduğu öne sürülmektedir.

Kadınlarda daha sık gözlemlenen sınır kişilik bozukluğu oldukça yaygın ve tanı konması zor bir rahatsızlıktır.

Bu kişilerin sağlam bir kimlik duygusu gelişmemiştir, öz benlik algısı ve benlik saygısında belirsizlikler, cinsel kimlik bozukluğu, yaşam amaçları, yaşamın değeri ve anlamı konusunda ciddi bozukluklar olabilir.

Bu kişiler yoğun bir şekilde terkedilme korkusu yaşar yalnız kalmaktan rahatsız olurlar, boşluk, anlamsızlık ve yalnızlık duygusundan yakınırlar.  Bunaltı, çökkünlük belirtileri gösterirler. Düşünmeden harekete geçerler. Para harcama ve cinsellik gibi alanlarda aşırılıklar, madde ya da alkol kötüye kullanımı, kendini jiletle kesme, sigara ile yakma, pervasızca araba kullanma ve intihar tehlikesini de içeren kendine zarar veren davranışları sık sık tekrarlar.

Duygu durumlarında dengesizlik gözlenir,  genellikle birkaç saatten çok ender olarak da birkaç günden daha uzun süren normal duygulanımdan aniden depresif bir duyguya geçiş, anksiyeteli ve huzursuz bir mizaç gibi duygu değişimleri ortaya çıkabilir.

Başkalarıyla ilişkileri çok çalkantılıdır, ilişkilerinde tutarsızlık göze çarpar, çok çabuk düş kırıklığına uğrarlar,  belirli bir kişiye karşı tutumunda ani değişmeler, aşırı yüceltme ve değersizleştirme ya da başkalarını kullanarak sömürme, uygunsuz ve şiddetli öfke bu kişilik yapısının temel özelliklerindendir.

Sınırda Kişilik Bozukluğu Tanı Ölçütleri (DSM-IV-TR, Türkçe HYB)*

Aşağıdakilerden beşinin ya da daha fazlasının olması ile belirli genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik koşullar altında ortaya çıkan, kişilerarası ilişkilerde, benlik algısında ve duygulanımda tutarsızlık ve belirgin dürtüselliğin olduğu sürekli bir örüntü.

  1. Gerçek ya da hayali bir terkedilmeden kaçınmak için çılgınca çabalar gösterme
  2. Gözünde aşırı büyütme ve yerin dibine sokma uçları arasında gidip gelen, gergin ve tutarsız kişilerarası ilişkilerin olması
  3. Kimlik karmaşası: belirgin olarak ve sürekli bir biçimde tutarsız benlik algısı ya da kendilik duyumu
  4. Kendine zarar verme olasılığı yüksek en az iki alanda dürtüsellik (örn. Para harcama, cinsellik, madde kötüye kullanımı, pervasızca araba kullanma, tıkınırcasına yemek yeme)
  5. Yineleyen intiharla ilgili davranışlar, girişimler, göz korkutmalar ya da kendine kıyım davranışı
  6. Duygudurumda belirgin bir tepkiselliğin olmasına bağlı duygulanımda çalkantılar (örn. Yoğun epizodik disfori, irritabilite ya da genellikle birkaç saat süren, nadiren birkaç günden daha uzun süren anksiyete)
  7. Kendini sürekli olarak boşlukta hissetme
  8. Uygunsuz, yoğun öfke ya da öfkesini kontrol altında tutamama
  9. Stresle ilişkili gelip geçici paranoid düşünce ya da ağır dissosyatif semtomlar

Ortaya Çıkaran Nedenler

Doğum sırasında beyin hasarı, ensefalit, kafa travması ve başka beyin hastalıkları gibi olayların yaşanması. Kalıtımsal etkenler ve ailede sömürü görmüş olma, terkedilme gibi çocukluk çağında yaşanılan örseleyici olaylar. Bu kişilerin, ilk çocukluk dönemlerinde ebeveynleri ile olan ilişkilerinde yeterli destek, ilgi ve denetimin olmaması veya çok sıkı kontrol nedeniyle kimlik duygusunun,  öz güveninin ve özerklik duygusunun gelişmesinin engellenmesi, özbenlik (self) sınırlarının yeterince belirlenememesi gibi psikodinamik etkenler ileri sürülmüştür.

Bu kişilerde bireyselleşmenin öncesi olan uzlaşma durumu çözülmemiştir. Nesne sürekliliği bozulmuştur. Bu durum içsel yapılanma ve denetimin oluşmasını engeller. Kendini hiç sevmeme, kendinden tiksinme, kendinden nefret etme ile giden kendine dönme durumu önde gelen özelliklerinden biridir. Ego işlevlerinde yaygın bir bozukluğun olması kimlik bozukluğu ile sonuçlanır.

Depresyona benzeyen karamsarlık ve boşluk yaşadıkları dönemde depresyonun diğer özelliklerinin varlığı sorgulanmalıdır.

Borderline bozuklukta, başvurulan uzmanın önerisi doğrultusunda öne çıkan tabloya uygun olarak antipsikotikler veya antidepresan ilaçlar kullanılmaktadır ayrıca uzun süreli analitik psikoterapiler tedavide yarar sağlamaktadır.

 

 

 

 

*DSM-IV;Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) tarafından geliştirilmiş olan Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı (The Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders)

 

Bir yorum bırakın