S-400’ler Çerçevesinde Amerika-Türkiye-Rusya İlişkileri

0

Savunma sanayisindeki gelişmeler devletlerin birbirleriyle ilişkilerini farklı yönlerde etkilemektedir. Devletlerarasındaki güç dengeleri ülkelerin ekonomik, stratejik, politik vb. nedenlere bağlı olarak sürekli el değiştirmektedir. Bu çerçeveden, son günlerde Türkiye gündemini oldukça meşgul eden S-400 füze savunma sistemine genel hatlarıyla göz atalım.

S-400 Nedir?

S-400, Rusya’nın Soğuk Savaş Dönemi’nde geliştirmeye başladığı füze savunma sisteminin dördüncü kuşağıdır. S-400’ün geliştirilmesine 1993 yılında başlanmış ancak özellikle Soğuk Savaş sonrası savunma sanayisine uygulanan bütçe kesintileri nedeniyle S-400’ün tamamlanması oldukça uzun zaman almıştır. S-400 yeni bir teknoloji olarak değil, eski sistemin devamı olarak geliştirilebilmiştir. S-400’ün bir önceki kuşağını ise S-300 oluşturmaktadır. S-400’ün %70 ila %80 oranları arasında S-300’ün teknolojisinden alındığı bilinmektedir. Rusya S-400’ün bir üst modeli olarak ise S-500’ü geliştirmektedir. S-500’ün tamamlanmasının ise 2024’ü bulacağı öngörülmektedir.

S-400 ile merak edilen en önemli noktalardan biri ise sistemin özellikleridir. S-400’de depolama sandıkları, fırlatma rampaları ve radarlar bulunmaktadır. Triumf orta menzilli hava savunma sistemi S-300’den geliştirilmiştir. Bu sistem kısa, orta ve uzun menzilli hedefleri yok edebilme özelliğine sahiptir. Aynı anda 300 hedefi takip edebildiği belirtilen S-400, savaş uçakları ve kanatlı füzeleri de imha etme gücüne sahiptir. Bunların yanında S-400, 5 dakika gibi kısa bir süre içerisinde kullanıma hazır hâle getirilebilir. Ayrıca S-400 saniyede 4,8 km hızla füze gönderebilmektedir.

S-400 ile ilgili olarak bilinmesi gereken en önemli özellik belki de S-400’ün Amerikan patriotlarının muadili olmasıdır. Bu noktada Amerika-Türkiye-Rusya ilişkilerinde yöneticilerin açıklamalarından da fark edileceği üzere bir hareketlilik olduğu görülmektedir.

S-400 ve Rusya-Türkiye-ABD İlişkileri

Basında NATO ülkesi olan Türkiye’nin, S-400’ün alımının stratejik bir hata olduğuna dair çıkarımların yanı sıra Türkiye’nin bu alımla devletler arası siyasette daha etkin konuma geleceğine dair açıklamalar da yer almaktadır. Tüm bunlardan da öte S-400 alımının Amerika-Türkiye-Rusya arasındaki ilişkileri daha da farklı bir boyuta taşıdığına dair yorumlar da yapılmaktadır. Bilindiği üzere bu üç devlet -bunlara bir dördüncü olarak İran da dâhil edilebilir- Suriye kırsalında etkin rol oynamaktadır.

Bilindiği üzere Türkiye ile Rusya arasındaki S-400 anlaşması ile ilgili görüşmeler Eylül 2017’de başlamıştır. O dönemde Amerika, söz konusu anlaşmaya karşı çıkmayarak daha çok çekimser kalmıştır. Rus uçağının düşürülmesi sürecinde Türkiye’nin geri adım atmaması, Astana Zirvesi’nde Rusya’nın hedeflerine ulaşamaması o dönemdeki çarpıcı gelişmeler arasında yer almaktadır. Bu gelişmelerin ardından 2,5 milyar dolarlık S-400 Anlaşması Türkiye ile Rusya arasında imzalanmıştır. Amerika, anlaşma karşısında sessiz bir tavır sergilemiş, tam çekinceli olmasa da yarı çekinceli bir davranış sergilemiştir.

Basına Yansıyan Önemli Açıklamalar

Türkiye’nin Rusya ile anlaşmasında sonra yerli ve yabancı basında S-400 ile ilgili olarak birçok açıklama gündeme geldi.

Moskova Ekonomi Yüksekokulu Öğretim Üyesi Vasiliy Kaşin, “ABD ile müttefik olunmadığında F-35’ler alınmamalı. Zira Washington ile ilişkiler bozulur bozulmaz uçak elinizde bir parça oduna dönüşüp hiçbir işe yaramaz.” ifadelerini kullandı. Kaşin, ayrıca Türkiye’nin F-35 alması durumunda fiilen ABD’ye bağlı olacağını belirtti. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Profesör Toğrul İsmayıl, Rusya’nın NATO üyesi bir ülkeye S-400 sevkiyatı yapmanın, sistem hakkında İttifak’a bilgi aktarımı yapılması imkânı oluşturacağını göz önünde bulundurmuş olması gerektiğini aktararak sözlerine şunları ekledi: “Türkiye S-400’ü sadece savunma amacıyla kullanacağı sözünü veriyor. Rusya ile Türkiye arasındaki bu anlaşma NATO ile olan anlaşmalara aykırı değil. Ancak ABD uzun zamandır Türkiye’ye karşı yaptırım uygulamak için bir sebep arıyordu.” dedi. Amerika daha önceki yıllarda Türkiye’nin NATO ülkesi olması nedeniyle Rus yapımı olan S-400’e F-35’lerle birlikte sahip olamayacağını vurgulamıştı. Bunun yanında ABD geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin F-35 programında çıkarılacağını duyurmuştu. Bu açıklamanın üzerine Türk Dışişlerinden Türkiye’nin programından çıkarılmasının meşru olmadığı duyurulmuş, Dışişleri ayrıca “ABD’yi stratejik ilişkilerimizde onarılmaz yaralar açacak bu hatadan geri dönmeye davet diyoruz.” çağrısı yapılmıştı.

ABD’nin yönetim merkezi Beyaz Saray’dan geçtiğimiz günlerde yapılan farklı bir açıklamada ise patriotlara dair altı çizilecek noktalar yer almaktadır: “ABD, meşru hava savunma ihtiyaçlarını karşılamak için hava savunma çözümleri sunmak amacıyla Türkiye ile aktif bir şekilde çalışmaktadır. Bu yönetim, patriot hava savunma sistemlerini alması için Türkiye’ye birçok öneri yapmıştır. Türkiye uzun süreli ve güvenilir bir ortaktır ve 65 yılı aşkın süredir NATO müttefikidir fakat Türkiye’nin S-400’leri alması, NATO müttefiklerinin Rus sistemlerinden uzak durmak için birbirine yaptığı bağlılık vaadine zarar vermektedir.” Buradan anlaşılacağı üzere ABD patriotları Türkiye’ye satmakta kararlı görünmektedir. Bunun yanı sıra “ABD, Türkiye ile stratejik ilişkisine halen çok değer vermektedir. NATO müttefikleri olarak ilişkilerimiz çok katmanlıdır ve sadece F-35’lere bağlı değildir. Silahlı kuvvetlerimiz arasındaki ilişki güçlüdür. Türkiye’de S-400 sistemlerinin varlığının farkında olarak Türkiye ile yoğun bir şekilde iş birliği yapmaya devam edeceğiz.” şeklinde açıklama yapılması Türkiye ile ABD’nin derin ilişkilerinin devam ettiğini açıkça göstermektedir.

Tüm bunların yanında NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in “Türkiye’nin NATO’ya katkısı ve NATO’nun Türkiye ile iş birliği, F-35’lerden çok daha derin ve kapsamlıdır.” açıklaması Türkiye’nin NATO’daki konumunun da hâlen etkin bir şekilde korunmak istediğini yansıtır biçimdedir. Hatırlanacak olursa Türkiye NATO kapsamında Afganistan başta olmak üzere birçok ülkeye asker göndermişti. Stoltenberg’in Türkiye’nin ABD’den Patriot hava savunma sistemlerini de almak için görüşmeleri sürdürdüğünü de belirtmesi de oldukça manidar görünmektedir.

Stoltenberg’in “Türkiye’nin aldığı S-400 sistemleri NATO’nun hava savunma sistemine entegre olmayacak çünkü bunlar bir arada çalışabilir sistemler değil. Zaten Türkiye de böyle bir talepte bulunmadı.” açıklamasının yanında “S-400 meselesini küçümsemiyorum ancak bir NATO müttefiki olarak Türkiye S-400’den çok daha fazlasıdır. Türkiye, DAEŞ’le mücadelede anahtar bir müttefiktir. Türkiye ayrıca Balkanlarda, Kosova’da ve Afganistan’da birçok NATO operasyonlarına katkı sağlıyor. Bir NATO müttefiki olarak Türkiye, S-400’den çok daha fazlasıdır. Türkiye, NATO’nun hava savunma sisteminin entegre bir parçasıydı, öyle olmaya da devam edecek. Ancak geldiğimiz noktadan dolayı endişeliyim çünkü Türkiye artık F-35 programının bir parçası olmayacak.” ifadelerini kullanması gelinen noktada Amerika-Türkiye-Rusya ilişkilerinin derin köklerinin daha da derinleştiğini bizlere haber verir niteliktedir.

 

 

Emre Gürbüz

gurbuzemre88@gmail.com

 

 

Bir yorum bırakın