“Her Eğitimli Kadının Bu Cumhuriyete Borcu Var” Türkan Saylan

0

13 Aralık 1935 İstanbul doğumludur. Cumhuriyet döneminin ilk müteahhitlerinden Fasih Galip Bey ile İsveç asıllı Leyla hanımın (Lili Mina) kızıdır. Öğrenimini Kandilli Kız Lisesi ardından İstanbul Tıp Fakültesinde sürdürmüş, Ülkemizde Lepra (cüzzam) hastalığının yok edilmesi için savaşmış ve bunu da başarmıştır. Prf.Dr. Türkan Saylan’ın bilim insanlığı, yaptığı çalışmalar bir ömre sığmayacak kadar büyük, üstesinden gelinmesi için müthiş bir adanmışlık öyküsü gerektiren bir örnektir.

Yaptığı çalışmalar sonucunda pek çok ödül almış bir bilim insanı. Bu çalışmaları, başarıları onun azimli mücadeleci kişiliğinin bir yansıması.

Yaptığı bilimsel çalışmalar, almış olduğu ödüller çok büyük ve değerli ancak bugün onun ülkemize bakış açısını, üstünde durduğu değerlere bir parça dokunarak analım.

“Anadolu’da cüzzam hastalarının perişan durumda olan çocuklarını okutmaya, onlara okul, burs bulmaya çalışıyordum. Çoğu Kürt kökenli, kırsal alan kökenliydiler. O zaman bazı insanlar bana, ‘Hoca Hanım, bu çocukları neden okutuyorsunuz, bunlar büyüyüp bize silah çekecekler’ derlerdi. ‘Hayır, onlar okuyup öğretmen olacak, doktor olacak, bu bölgelere hizmet götürecek, bu insanları aydınlatacak. Asıl okumadıkları, bilmedikleri için terörist oluyorlar’ diye yanıtlar, bu ön yargılara üzülürdüm…”   Türkan Saylan

Atatürkçü, çağdaş, ülkesi için ömrünü adayan bir bilim insanı Türkan Saylanın ölümünün üzerinden tam 11 yıl geçti. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Cüzzamla Savaş Derneği ve Vakfı ve Kardelen projesi binlerce insana umut ve öncü olan çalışmaları ve başarıları ile tüm dünyada takdir edilen Türkan Saylan. Bundan 11 yıl önce 18 Mayıs 2009 tarihinde hayatını kaybetti.

Türkan Saylan sevenlerine son mesajını ise  “Bana düşen tüm görevleri yerine getirdim; ölüme hazırım” olarak verdi.

Türkan Saylan Polis evini aramaya geldiğinde

Ölümünden önce Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile birlikte Fetöcülerin hedefindeydi.

Türkan Saylan ölümünden hemen önce bir yandan hala ülkemizin çağdaş yarınları için uğraşıp, bir yandan da senelerdir vücudunu saran kanser hastalığı ile savaşıyorken Atatürk düşmanı Fetöcülerin hedefi haline gelmiş “Ergenekon Silahlı Terör Örgütü’ne üye olmak” la suçlanmıştı.

Türkan Saylan ölümünden kısa bir süre önce Ergenekon mağdurları arasına katılmıştı. Ergenekon kumpası nedeniyle, 13 Nisan 2009 tarihinde evi ve başkanlığını yaptığı Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği polis tarafından aranarak pek çok evrak ve belgeye el konuldu. Bu tarihten kısa bir süre sonra 18 Mayıs 2009’de hayatını kaybetti.

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Ergenekon, Balyoz gibi davaları yürüten ve o tarihlerde özel yetkili savcı olarak görev yapan hatta Yargıtay üyeliğine kadar yükselen Mehmet Murat Yönder seneler sonra “ Fetö Üyeliği” nedeniyle 12 yıl hapis cezası aldığı bilinmektedir.

Kimdir Türkan Saylan, neden ilerlemiş yaşına, hastalığına ve her şeyden önce ülkesi için bir ömür harcamış olan bir bilim insanı neden Fetöcülerin hedefi haline geldi? Evi, kurucusu olduğu ve başkanlığını yürüttüğü Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği polis tarafından aranıp, evraklara, belgeler el konulması ve ÇYDD’ nin yöneticilerinin gözaltına alınmasının nedeni neydi?

Türkan Saylan’ın çeşitli TV programlarda yapmış olduğu konuşmalar  ÇYDD ile birlikte Fetöcü’ lerin hedefi haline gelmesinin nedenini açıklıyordu.

Katıldığı bir TV programında  “Kızlar cemaatlerin eline düşmesin,14’ünde gelin olmasın diye yurtlar açılmalı” diye yaptığı çalışmaların başlıca amacını anlatmıştı.

Başka bir programda 19 Haziran 1999 tarihinde Siyaset Meydanı programında FETÖ yapılanmasının nasıl çocukluktan bu yana devlet kadrolarına, eğitime, askeri kadrolara sızdığını ve kimliklerini nasıl gizlediklerini anlatmıştı.

“Giyimiyle, kuşamıyla, ifadesiyle, ortada ciddi bir sağlık sorunu olan bir kişinin, Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl ele geçirileceği konusunda talimatları var. Ben bir öğretim üyesi olarak bunun ürünlerini görmek durumundayım. Öğrencilerimizin nasıl çeşitli okullarda, çeşitli evlerde, nasıl beyninin yıkandığını, böyle bir bilim kurgusal olayın içerisine çekildiğini, En akıllılarının, en çalışkanlarının, nasıl kafasını farklı yönlere götürmüş bir takım çelişkiler içinde olan ve geleceğin dünyası ele geçirmek için böyle bir insanın peşinden sürüklenen değerli insanlarımız, çocuklarımız olduğunu, görüyorum her zaman. Bu cemaatin içine çekilmiş yaralı gençlerimiz var ve oralarda beyni yıkanmış çocuklarımız”  diye sözlerini sürdürerek bu çocukların rehabilite edilmesi gerektiğini açıklamıştır.

Bir çocuğun “Biz çok başarılıyız çünkü aramızda kız yok. Kızlar şeytandır” dediğini anlatan Saylan,  “Kızların şeytan olduğunu öğrenen bir çocuğun bilim kafası nasıl gelişebilir. Hayata nasıl uyum sağlayabilir. Nasıl Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş, laik, demokratik düzenine uyum gösterebilir” diyerek ülkemizin çağdaşlığı, gelişmişliği, bağımsızlığı için yaptığı çalışmaları anlatmıştır.

 

Bir yorum bırakın