Televizyon Reklamları Üzerine Analiz Çalışmaları

0

Gelişen teknoloji ile birlikte hayatın içinde yer alan medya artık insanlara içinde yaşanan dünya ile ilgili bilgiler sunan ve bu bilgilerle anlayış sağlama gücünü elinde tutan bir araç haline gelmiştir.

Reklamlar sahte ihtiyaçlar yaratarak bunları gerçek ihtiyaç olarak aktarmış ve zaman içinde bu ürünleri pazarlamada, kültürel ve sosyal ögeleri de kullanmaya başlamıştır. Sonuçta tüketiciler ürünle birlikte “ürünün imajını” yani saygınlık ve ayrıcalık da almış olacaktır.

Bireyler toplumda kabul edilmek “ayrı” olmamak için yaratılan bu yeni düzene ayak uydurmak mecburiyetinde olacaktır. Oluşturulan bu düzen artık “Benim gibi düşünmek zorunda değilsin ama düşünmezsen bizden değilsin.” diyerek öteki olmayı göze alamayan birey üzerinde görünmez bir baskı aracı olarak yer almaktadır.

Reklamlar anlam ve ideolojileri insanlara doğrudan değil alt metinler aracılığı ile sunduğundan, bu görüşler farkına varılmaksızın kabul edilmekte doğru veya yanlış istediği yönde anlamlandırmalarla toplumlara yön verebilmektedir.

Bunların yanı sıra reklamlar kişinin davranışlarını şekillendirecek ihtiyaç, güdülenme, öğrenme, kişilik, algılama, tutum ve inançları kullanarak uyum, arzu edilen kimlik ve statüye sahip olmanın bir yolu olarak pazarladığı ürünleri göstermektedir.

İçinde yaşadığımız dönemde kitlelere en kolay ve yaygın olarak ulaşabilen televizyon, dizi, sinema, reklam ve diğer yayınları ile toplumsal cinsiyet temsillerini, kadınlık ve erkekliğe yüklenen roller üzerinden görünür kılarak tekrar üretmektedir.

Televizyonda gösterilen reklamların toplumsal cinsiyet tartışmalarında yer almasının nedeni ise reklamların toplumsal cinsiyet rollerinin öğretilmesinde, pekiştirilmesinde ve yeniden üretilmesinde oldukça etkili olmasıdır.

Reklamlarda üretilen toplumsal cinsiyete ait kurgular bireyin kendini tanımlamasında etkili olmakta, kadın ve erkeği bir tüketici olarak ele alırken aynı anda mevcut kalıp yargılarla toplumsal cinsiyet rol ve davranışların nasıl olması gerektiğini göstermektedir.

Reklamlarda toplumsal olarak daha az değer atfedilen tanımlar kadına ait, daha değerli görülen tanımlar ise erkeğe ait olarak verilirken kadın, “erkek olmayan”, erkekte  “kadın olmayan” olarak sunulmaktadır.

Reklamların televizyonlar aracılığı ile çok büyük bir kitleye ulaşması toplum üstündeki gücünü artırmakta ve bu sektör toplumdaki kadının ikincil rolünü pekiştiren ve meşrulaştıran bir güç aynı zamanda kadın emeği ve bedeninin sömürüldüğü ve meta haline getirildiği alan halini almaktadır.

         1-FAİRY Bulaşık Deterjanı Reklamı Anlatımı

https://www.marketingturkiye.com.tr/kampanyalar/fairynin-evden-cekilen-reklam-filmi-bosa-harcama-diyor/

“Gıdanın israf edilmemesi” ile ilgili sosyal sorumluluk projesi ile birlikte yayınlanan reklamda, gıdanın geçmişteki “güzel” günlerde israf edilmediğini, gelecek için, sahip olunan gıdaların önemli olduğunu ve eski tutumlu, israf etmeyen alışkanlıkların geri gelmesinin temennisi vurgulanmaktadır.

Reklam mutfakta tavada yumurta yapan bir kadın ve yanı başında duran fairy görüntüsü ile başlamaktadır. Görüntülerle birlikte fonda eski günleri özlemle anmaya uygun sakin bir müzik eşliğinde öncelikle bu kötü günlerin nedenini, sonrada ilerde ne yapılması gerektiğini bilen biri olarak açıklama yapan bir erkek sesi konuşurken kadın yemek hazırlamaktadır.

Dış ses olarak erkek sesi “Büyüklerimiz tek bir lokmayı bile ziyan etmemeyi öğretmişti bize, arta kalanı yarına ayırmayı. Sadece yetecek kadarını masaya koymayı unuttuk.. milyonlarca ekmeği çöpe atar olduk…kalan ekmek ertesi gün çorbaya, köfteye katık olurdu.. ama artık hatırlıyoruz.. bu günler geçip tekrar kalabalık sofralara oturduğumuzda ziyan etmememiz gerektiğini biliyoruz.” der ardından markanın sosyal sorumluluk projesinde işbirliği yaptığı derneği belirterek “Geleceğimiz için gelin hiçbir şeyi boşa harcamayalım.” Tembihiyle bitirir.

Erkek sesi bunları anlatırken görüntüde ise evde sürekli olarak yemek hazırlayan, masa kuran, erkek çocuğunun karnını doyuran iyi giyimli genç ve güzel bir anne resmi çizilmektedir. Reklamdan annenin ev kadını olduğu anlaşılmaktadır. Anne anlatıcının söyledikleri ile uyumlu olarak kalan yemekleri “yarına ayırırken” bir sonraki karede ise bu kez daha genç ama o kadar düzenli ve şık olmayan, daha rahat giyimli genç kadın “sadece yetecek kadar koymayı” unutandır. Tabağında kalan fazla yemeklerin değerini bilmemekte elindeki cep telefonu ile uğraşmaktadır. Yine erkek çocuğun tabağında ve masada kalanları çöpe atan bir kadın eli görünmektedir.

Devam eden görüntüde bu kez erkek sesi “ sofrada kalan ekmek bir çorbaya, köfteye katık olurdu” derken kalan ekmeklerin yaşlı bir kadın tarafından “çorbaya katık” edilerek eşine getirdiği görünmektedir. Koca durumdan hoşnut bir şekilde çorbasını içmektedir. Kadın ise eşinin çorbasını verdikten sonra masaya oturarak, görevini doğru yapan, takdir edildiğini bilen bir gülümseyişle çorbasını içmeye başlar.

Anlatıcı erkek sesi “Bu günlerde geçip tekrar kalabalık sofralara oturduğumuzda ziyan etmemiz gerektiğini biliyoruz”  derken yaşlı koca elini karısının elinin üstüne koyarak, hem takdir eden hem de zor günlerin geçeceği yönünde güven verici konumdadır.

Reklam son olarak Fairy bulaşık deterjanı ile bulaşıkların bir kadın tarafından yıkandığını gösterip, Fairy’nin çevreci olduğu vurgusunu gösteren yeşil zemin üzerinde 10. yıl logosu ve yeşil kırmızı renkli Fairy yazısı ile son bulmaktadır.

FAİRY Bulaşık Deterjanı Reklam Analizi

Sosyal sorumluluk projelerini destekleyen firmaların, ticari kaygılarının dışında insanlığa ve evrensel değerlere önem verdikleri ve bunun için çaba gösterdiklerini öne sürmeleri sadece bir algı ve yanılsama yaratma amaçlıdır.

Çok uluslu şirketler bu yöntemle daha çok üretim yaptıkları ülkelerin kamu politikalarını firmaları lehine etkilemeyi amaçlamaktadır. Bu tür projeleri destekleyen çok uluslu şirketlerin çevre ve insan sağlığına son derece zararlı bir şekilde üretim yaptıkları görülmektedir.

Amerikalı gazeteci David Helvarg  ‘Perception is reality’(Algı gerçektir) isimli makalesinde bu şirketlerin çevreye yaptıkları büyük tahribata rağmen kendilerini çevreye duyarlı olarak tanıtmalarını konu etmiştir. Büyük firmaların bu tür algı yönetimleri Whitewashing (kara para aklamak) deyiminden türetilen Greenwashing (yeşile boyama veya yeşil beyin yıkama) olarak adlandırılmaktadır.

Fairy ürünlerinin üreticisi olan Procter & Gamble firmasının üretim yaptığı Gebze-Kocaeli civarı yabancı firmaların adeta üretim merkezi haline gelmiş ve bunun sonucu olarak doğa, çevre ve insan sağlığı üzerinde çok büyük tahribatlara neden olmuştur.

Fairy bu reklamında kadın tüketicileri hedeflemiş ve bu amaç için geleneksel aile imgesini kullanmıştır.

Reklam boyunca toplumsal kalıp yargılar kullanılarak kadının anne ve eş olarak temizlik, yemek ve çocuk bakımı rolü altı çizilerek vurgulanmıştır.

Reklamda, toplumsal yaşam,; cinsiyet rolleri, geleneksel aile yapısı, ürünün imajı ile ilişkilendirilerek sunulmaktadır. Reklam ürünü ile birlikte yaratmak istediği toplumsal algıyı da tüketiciye göstermektedir.

Reklamda ilk gösterilen düzenli, bakımlı bir görüntü ile sunulan anne figürü kendinden beklenen görevlerini başarılı bir şekilde yerine getirmektedir.

Reklamda babanın olmaması,  evin giderlerini karşılamak için işte olduğu algısını yaratmakta ancak erkek çocuğun varlığı ile babanın eksikliği kapatılmaktadır. Anne erkek çocuğunun yemeğini hazırlamış onun bakımını üstlenmiştir.

Reklamda daha bakımsız, salaş olarak görünen ikinci kadın ise kendisinden beklenen asli görevleri yerine getirmeyen, buna bağlı olarak onaylanmayandır.

Burada reklam sektöründe sıkça uygulanan iyi/kötü, temiz/kirli, bakımlı/bakımsız, hızlı/yavaş gibi ikili yapısal karşıtlık üzerinden duygu yaratılmaya çalışılmıştır. Toplumsal rolüne uygun ve istenir olmayan daha bakımsız ve düzensiz olarak gösterilmiştir.

Reklamın son karesinde yer alan yaşlı çiftte, ürünün sosyal sorumluluk projesinde öne çıkan eski güzel günlerin bir anlatımı olarak görünmektedir. Bu geleneksel ailede toplumsal cinsiyet rolleri benimsenmiş kadın kendisinden beklenen iyi bir ev kadını, kocasının kazandığı parayı israf etmeyen, ev işlerini, yemeğini yapan biri iken kocası evin giderlerini karşılayan ve evde hizmet bekleyen ama aynı zamanda karısını güvende tutan bir rolde görünmektedir.

Bu reklamda sadece gelecekle ilgili arzular değil geçmiş anılar, insanların belleğinde yer alan güzel anlarda kullanılarak insanlarda var olan geçmişe özlem ve nostalji tutkusu ile duyguları işler hale getirerek etkisini artırmaya çalışılmıştır.

Reklamda tüm ev işleri kadınlar tarafından yerine getirilirken dış ses olarak erkek sesi kullanılması toplumsal cinsiyet bağlamında güven ve otoriteyi temsil etmesi ile ilişkilidir. Burada da erkek sesi bilgi veren, yönlendiren olarak yer almaktadır.

Uluslararası bir firma olarak Fairy bu reklamda başarı elde etmek için kendini yerel kültürle birlikte sunmaktadır. Bu şekilde kadınlar için uygun görülen “annelik, ev kadınlığı, güzel olma” gibi rolleri yeniden üreterek pekiştirmekte hem de sunduğu ürününün yabancı olmayıp bildik bir ürün olarak konumlandırmaktadır.

Gerçeklerin olduğu gibi yansıtılmadan bu şekilde kurgulanarak sunulması, seçilen imgelerin gerçek dünyadan alınmış olması, izleyenlerde birebir gerçekliği yansıtıyormuş gibi bir izlenim oluşturmaktadır.

Bu reklamda kültürün temel ögeler, bildik basmakalıp örnekler ve idealleştirmeler kullanılarak özlem duyulan ideal aile gösterilmiş,  “iyi bir anne, iyi bir eş olmak, takdir görmek, onaylanmak” gibi olumlu görülen özellikler ile kullanılan ürün arasında, duygusal bağ oluşturularak ve mutluluğun temsili olarak sunularak daha çok satışa ulaşılmaya çalışılmıştır.

Firma reklamı medyadan büyük kitlelere ulaşmak amacıyla yaptığından tek yönlü iletişim ve rakip firma ürünlerinden bahsedilmediğinden tek yönlü mesaj kullanmıştır. Uzman/güven verici izlenimi oluşturan dış ses, çevre, ortam düzenlemesi ile çevresel yolu ama aynı zamanda belleğimizde yer alan kalıp yargıları da ortaya çıkararak sezgisel yolu birlikte kullanmıştır.

Yerel kültürel ögeleri çok fazla kullandığı için bizim gibi toplulukçu kültürler için oldukça etkili olacağı ancak bireysel kültürlerde aynı etkiyi/duygusal bağı sağlayamayacağı düşünülmektedir.

       2-Colgate Diş Macunu Reklamı- Anında Beyazlık-Anlatımı

www.youtube.com/watch?v=jvXAN9w4v4o

Reklamda beyaz elbise giymiş genç, güzel bir kadın gardıroptan kırmızı ve beyaz iki elbise arasında tercih yaparken görünmektedir.  Fonda ise güzel hafif neşe veren bir müzik eşliğinde bir kadın sesi “Doğru elbiseyi anında seçmek imkânsız ama anında daha beyaz bir gülüşe sahip olmak artık mümkün, yeni Colgate optik beyaz anında beyazlık, klinik olarak kanıtlanmış optik parlatıcılarla anında gözle görülür, daha beyaz bir gülüş sağlar. Böylece en göz kamaştıran sen olursun…” demektedir.

Ardından dış ses olarak kadın konuşurken devam eden müzik kesilerek kendinden emin ve güvenilir bir erkek sesi  “Colgate optik beyazlık… anında güzellik sponsoru” derken colgate kırmızı beyaz renkli ambalajı ile ekranda görünür.

Reklamda dış ses olarak kadın konuşurken reklamda yer alan sarışın, güzel kadın kırmızı elbiseyi giymiş, makyajını yapmış olarak bir davete katılırken görünmektedir. Davette tüm erkek bakışları ona yönelmiştir hatta kendini bekleyen ve oldukça şık, yakışıklı erkeğe doğru yürürken müzik sesi arasından “vaaay” sesi işitilmektedir.

Kadın dış sesin söylediği gibi “En göz kamaştırandır.” Davette kendisini bekleyen erkek arkadaşı onu beğenmiştir ve bunu gülümseyerek gösterir. Kadın ise yarattığı etki nedeniyle oldukça mutlu görünmektedir.

Colgate Diş Macunu Reklamı- Anında Beyazlık- Reklam Analizi

Güzel bir kadının elbise seçimi sırasında kararsızlık yaşaması ve bir kadın sesi olan anlatıcının kadının kararsızlığına vurgu yapması “kadınların kolay karar veremeyen” kalıp yargısını güçlendirmekte, (müzik eşliğinde bir kadın sesi “Doğru elbiseyi anında seçmek imkânsız ama anında daha beyaz bir gülüşe sahip olmak artık mümkün)  dış ses olarak ilk başta bir kadın sesi verilmesi ise hedeflenen kadın tüketicilerle özdeşleşmesini sağlamayı amaçlamaktadır.

Reklamda çizilen kadın imajı erkeler tarafından izlenmekten haz almakta ve duruşu ile bu hazzı yansıtmakta, kendini erkek seyri için çekici bir nesneye dönüştürmekte ve ataerkil sistemde ikincil konumunu yeniden inşa etmektedir.

Bu tür reklamlarla ürünün sağlayacağı faydadan çok hedef kitleye, cinsel cazibe, daha sık cinsel yakınlaşma olanağı ve tüketicinin kendini seksi veya şehvetli hissetmesi gibi başka kazanımları olacağı vaadi verilmektedir.

Reklamda ürüne karşı çekicilik üretmek için cinsiyet ve cinsellik ögeleri kullanılmış bu nedenle kıskanılacak, özenilecek bir kadın imajı yaratılarak çekicilik özelliği üretilmiş ve bu çekiciliği ürünle eşleştirerek bir tür ulaşılamayanın yerine ulaşılabilir bir nesne konulmuştur.  İzleyicilere de bu nesneleri tüketerek olmak istedikleri kişiye dönüşebilecekleri ve bilinç dışı arzularının tatmin olacağı vaadi sunulmuştur.

Bu reklamda kadın tüketicilere yönelik olarak, güzel, seksi, arzulanan bir kadın imajı çizilmiş ve sergilenen bir meta gibi bedenini erkeklere beğendirmekle adeta yükümlü gibi gösterilmiştir.

Erkeklere güzel görünmesi bir başarı olarak gösterilirken, kendini algılayışı ise diğerleri tarafından beğenilme duygusu ile gerçekleşmektedir. Kadının toplumsal gücü cinsiyetini kullanma gücüyle sınırlandırılmış ve cinsel obje olarak sunulmuştur. Reklamda verilmek istenen ise “Bu ürünü kullanırsanız o sizi fark eder.” duygusunu yaratmaktır.

Reklamın sonunda yine toplumsal cinsiyet bağlamında bir otorite ve güven temsili olarak erkek dış ses kullanılmıştır.

Bu reklamda toplumun cinsel dürtü ve güdüleri üzerinden ürünle beraber cinsellik de pazarlanmakta, kadının ataerkil ve heteronormatif toplumlardaki ikincil hatta nesnel konumu ön plana çıkarılmakta, toplum içinde var olan geleneksel seks imajını vurgulamaktadır.

Reklamlarda kadın;  belirlenen güzellik kalıplarını karşılamak için, daha iyi bir eş, anne olmak için ürün alan olarak tüketen iken …bir taraftan da anca güzel ve seksi olduğunda özgüveni olan ve bedeni erkek seyrinin nesnesi olan, tüketilen olarak var olmaktadır.

Bu reklamda da kadının gittiği davette erkeklerin ‘seyirlik nesne’ konumunda tüketilen olarak sunulması ‘cinsiyetçi’ bir tercihtir.

Reklam sektörü uzun zamandır psikanalitik görüşten ilham alarak ve insanların bilinçdışı arzularını yöneterek ürünlerine duygusal bağlılık sağlamaya çalışmıştır.

Bu reklamda kullanılan artırılmış cinsellik ürünün satışını artırmada ikna edici bir faydaya dönüştürülerek reklamın odağını oluşturmaktadır. Amaç, hedef kitlenin dikkatini çekerek ürünü kullanan herkesin aynı cinsel çekiciliğe sahip olacağı duygusunu yaratmak ve bastırılmış arzuları ile bütünleşen ürüne olan talebi artırmak dolayısıyla satışları yükseltmektir.

Bu reklamda tek yönlü mesaj ve tek yönlü iletişim kullanılmıştır. Ortam düzenlemesine, dış ses tarafından uzman olarak görüş verilmesine bağlı olarak çevresel, yerleşmiş kalıp yargıları kullanması nedeniyle de sezgisel yol kullanılmıştır.

Reklamda toplulukçu kültürün ögeleri kullanılmadığından bireysel kültürlerde de etkili olabileceği düşünülmektedir.

       3- SOMPO Sigorta “Konut Sigortası” ve “Hayat Sigortası”Anlatımı

https://www.somposigorta.com.tr/reklam-filmleri

Reklam sigorta şirketini temsil eden, aynı zamanda anlatan genç, dinamik takım elbise giyen ve uzman olarak görünen bir erkeğin sokakta yürürken balkonda çiçekleri sulayan kadına “Günaydın Neriman abla” cümlesiyle ve orta yaşlarda, ev kadını olduğu anlaşılan kadın görüntüsü ile başlamaktadır.

Fonda oldukça sade ama dinamik ve canlı bir müzik eşlik etmektedir. Çiçekleri sulayan kadında uzmana günaydın diye cevap verir. Ardından uzman olan erkek anlatmaya başlar “Kimine göre konut sigortası, bize göre evim benim kalem sigortası. Ben kim miyim Sompo’lu Tamer” der ve reklam müzik eşliğinde bir erkek sesi ile şarkı gibi söylenen “Sizi anlıyoruz!” sloganıyla son bulur.

       4- SOMPO Sigorta “Sağlık Sigortası” Anlatımı

Aynı firmanın bir diğer reklamında yine bir önceki reklamda kendini “Sompo’lu Tamer olarak tanıtan genç, dinamik, takım elbise giyen ve işin uzmanı görüntüsü veren erkek canlı bir müzik eşliğinde sokakta yürümektedir.

Bu kez uzman olan kişi, orta yaşlarda ve yine evinde işini bitirip spor kıyafetleri ile koşuya çıkmakta olan kadınla karşılaşır, kadın tam kapıdan çıkarken hapşırır ve uzman “Çok yaşa Selma abla” der. Kadın koşmaya başlar ve uzman ekrana bakarak “Kimine göre sağlık sigortası, bize göre her işin başı sağlık sigortası” der ve yine kendini tanıtır. Reklam sloganı yine güven verici bir erkek sesi ile “Sizi anlıyoruz!” diye sona erer.

SOMPO Sigorta Reklam Analizi

Bu reklamda toplumsal cinsiyet kalıp yargılarına göre erkeklere ait bir iş kolu olarak görülen sigorta hizmetleri veren firmayı temsilen, işin uzmanı, güvenilir ve otorite olarak şık takım elbise giyen bir erkek imajı kurgulanmıştır.

Bu reklamda toplumsal cinsiyet kalıp yargılarına uygun,  işin uzmanı, güvenilir ve otorite olarak ve erkeklere ait bir iş kolu olarak görülen sigorta hizmetleri veren firmayı temsilen şık takım elbise giyen bir erkek imajı kurgulanmıştır.

Reklam orta ve orta üst sınıfa yönelik tasarlanmış görünmektedir. Reklamda yer alan kadınlar ise orta halli, günlük ev işleri ile uğraşan ev kadınları olarak görünmektedir.

Yerleşik toplumsal kalıp yargılarda sigorta sektörü erkeklerle ilgili/eril işler olarak değerlendirilmektedir. Bu reklamda var olan bu kalıp yargıyı yeniden üretmekte mesajı veren erkek imajı otorite ve karar merci olarak gösterilerek izleyicilerin kararlarında yaratacağı etkiden yararlanılmıştır.

Sigorta reklamlarında “korku” ve “ kaygı ” yaratmak reklam kurgularında en sık başvurulan algı yönetim taktiklerinden biridir. Çünkü sigorta bir meta/mal değil bir hizmet sunumudur, bireylerin bu hizmeti talep etmeleri için bir neden/güdü yaratılması gereklidir. Bunun içinde izleyiciye kaybedebilecekleri şeyler hatırlatılır bunun üzerinden bir korku/endişe duygusu oluşturulur.

Bu reklamlarda izleyiciler için evlerini/ sağlıklarını kaybedebilecekleri ile korkutulmakta, bunu da ilk reklamda “evim benim kalem” sözleriyle eğer evine bir şey olursa “kalen” yıkılarak savunmasız kalırsın diyerek, ikinci reklamda ise “her işin başı sağlık” diyerek sağlığın olmadığında başka hiçbir şeyin olamaz vurgusuyla güçlendirmektedir.

Bunun yanı sıra reklamda uzman olarak kalıp yargılara uygun olarak bir erkek yer alırken, bu kayıpları hatırlaması ve endişe/ korku duyması gereken kişiler olarak kadınlar gösterilmektedir.

Reklamlarda yer alan kadınlar uzmanın düşündüklerinden habersiz, farkında olmayan gündelik ev işleri ile uğraşan para, sigorta, risk, kaza gibi konularda bilgisi olmayan ama uzmanın verdiği bilgi ile kaybedeceklerini fark edebilecek ve gerekli önlemleri alabilecektir.

Her iki reklamda da yine kadınların para, sigorta ve mali konulardan anlamayacağı, sadece evinde iyi eş, iyi anne olabilecekleri kalıp yargıları beslenmiştir.

Reklamın sonunda dış ses olarak kullanılan erkek sesi ise “biz sizi anlıyoruz” diyerek izleyicilerde güven duygusu oluşturarak yaratılan korku bir parça dengelenmeye çalışılmıştır.

SOMPO Sigorta reklamlarında akılda kalma, etki yaratma ve ihtiyaç duyulmasını teşvik etmek için bilgilendiren, uzman olan, güven veren taraf olarak erkeğin toplumsal rolünü kullanarak “erkek güven verici, uzman, yönlendirici” kadın ise edilgen bir konumda, içselleştirilmiş toplumsal normlara uygun olarak gösterilmiştir.

Her iki reklamda da cinsiyetçi iş bölüm farklılaştırılması görülmektedir.

Her iki reklamda da tek yönlü mesaj kullanılmıştır. Ürünün tanıtımı ile ilgili olarak detaylandırma yapılmadığından ve çevre, ortam düzenlemesi ile uzman görüşü kullanılması nedeniyle çevresel yol, korku ve cinsiyetçi kalıp yargılarını kullanması nedeniyle sezgisel yolu kullandığı görülmektedir. Reklam yerel kültürel ögelerden daha çok olası kayıplarla ilgili korku/ kaygı ilişkilendirildiğinden bireysel kültürlerde de etkili olabileceği düşünülmektedir.

Bir yorum bırakın